Sosyal medya platformlarının kullanıcı sayıları her geçen gün daha da artıyor. Rakamlar inanılmaz. Paylaşımlar ise devasa boyutta. Dünyanın dev bir hafıza balonu gibi. Biliyorsunuz daha önceki bir yazımızda sosyal medyaların ilk ortaya çıkışı ve çıkış amacından bahsetmiştik. Zamanla kullanım nedenleri oldukça çeşitlendi. Kullanıcılara baktığımızda bireysel kullanıcılar, kurumsal kullanıcılar, ticari markalar, troll hesaplar gibi çeşitlendirebiliriz.

Sosyal medya platformlarını kullanan bireysel kullanıcıları baz alarak bahsedeceğim. Sosyal medya bizim güvenli alanımız, orada gerçek hayatta olduğumuzdan daha rahatız ve belki de orada gerçek karakterimizi yansıtıyoruz, yapmacıklıktan ve toplum baskısından uzak, herhangi yazılı olmayan kuralların gerçesiz olduğu, rahatça içimizde birikenleri yazdığımız, tepkimizi ortaya koyduğumuz ya da yargılayıcı bakışları görmeden içimizi döktüğümüz bir platform. Ne hoş ve güzel. Oysa son zamanlarda bu saydıklarımdan çok uzak bir tablo ile karşı karşıyayız. Özellikle Türkiye’de bu konu had safhada. Tabi ben bir Türk kullanıcı olarak Türkiye’de ki kullanıcıları baz aldım ve bu düşünce ile yazımı kaleme aldım.

Türkiye’de sosyal medya kullanıcılarının ciddi şekilde kutuplaştığını görüyoruz. Özellikle apolitik olanlara karşı iki taraftanda gelen hakeretle dolu tepkiler göze çarpıyor. Oldu ya bu durumdan sıkıldınız diğer tarafı desteklediniz işiniz yine zor çünkü bu sefer sizi rahat bırakmayan bir karşı taraf var. Toplumun genel ruh hali sosyal medyaya ciddi oranda yansıyor. Nefret söylemleri ve hakaret noktasında tepkiler. Bir insanın apolitik olarak teknoloji ya da bilim konusunda sohbet etmesine imkan tanınmıyor. Komik hayvan videosunun altına bile mutlaka bir kaç tane siyasi içerikli taşlama ya da abartılı yüceltme tweetleri atılıyor. Bu durum zamanla çok rahatsız edici bir hal almaya başlıyor ki sizin duygularınızı ve davranışınızıda etkilemeye başlıyor. Belli bir noktada tepki vermeye başladığınızda doğduran önyargılı bir tutumla taraftar ilan edilebiliyorsunuz. Böyle bir durumda “#AKPlisinYani” ya da “hain @SiberayEGM” diye size cevap verenleri görüyorsunuz. Peki sonra ne oluyor? Basit, birileri sizin üzerinize bu hastagler ile hedef tahtasını koyuyor ve asıl taraftarların radarına giriyorsunuz. Bundan sonrası yokuş aşağı. Her paylaştığınız tweetin altına sizi rahatsız eden ya da yargılayan yorumlar ve o yorumlara gelen onlarca beğeni geliyor. Bazen size sadece küfür ediliyor ve size edilen o küfür tweetine bir sürü like geldiğini gördüğünüzde bu sinir bozucu oluyor.

İşte bu durum karşısında size bu durumu yaşatan hangi taraftaysa o tarafa antipati duymaya ve karşı tarafa sempati duymaya başlıyorsunuz. Gerçekte olan ise birilerinin sizi kutuplaştırmak istemesi ve bunu başarması. Belkide o size hakaret eden gerçekte taraftar bile değil tek amacı sizi kılıfına girdiği tarafa yönelik antipati beslemeye itmek. Alın size algı operasyonu …

Gerçek anlamda bu tarz söylemlerden ve davranışdan uzak durmamız gerek. Tartışmak ise anlamsız çünkü işin sonunda haklı çıksanız bile çoğunlukla karşı taraf bunu kabullenmiyor ve  konuyu farklı yönlere çekiyor ya da sadece sosyal medyanın verdiği gizliliğe güvenerek hakaret etmeye başlıyor. En başarılı yöntem ise sosyal medyaya bağımlılığınızın olmaması. Belli bir süre ile kendini sınırlandırmaya zorlamanız. Olumsuz ve kötü üslublu yorumlardan uzak durmanız hatta engellemeniz. Ayrıca size küfür edenlerin like almasınıda çok kafaya takmayın genellikle size küfür edende o küfürlere like atanlarda aynı kişinin birden fazla olan hesapları oluyor. Yani birden fazla hesapla sanki karşınızda kalabalık bir kitle var havası yaratarak sizi yıldırma taktiği. Bu yüzden engelle tuşuna basmaktan çekinmeyin.

“Kutuplaşmak her zaman toplumlara zarar verir. Bunun başka bir sonucu hiç bir zaman olmaz. Karşınızdakine saygı duyun. Ama ona duyduğunuz kadar kendinizede saygı durun ve kimsenin sizi sindirmesine ya da hakaret etmesine müsade etmeyin. Onu yok sayın ve hayatınıza devam edin. Siyasete gelince demokrasi bu ülkenin en değerli varlığıdır. Yenilince sindirmesini bilmeli ve yapıcı eleştirileri her zaman desteklemeleyizi. Çünkü kimse kusursuz değildir.”

 

Peki bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Bu durumdan sizde rahatsız mısınız? Bu konuyla mücadele etmek için önerileriniz neler?