Bir önceki yazımızda Sosyal Medya Trollüğü’den bahsetmiştik. Bu yazımızda ise yavaş yavaş bahsedilmeye başlanan ve Dünya’da ülke yönetimlerini tedirgin eden bir konuya değineceğiz.

Malum sosyal medya kullanıcıları bir hayli fazla. Sosyal medya platformları ülke olsa en kalabalık nüfuslu ülkeler olurlardı. Kullanıcıların çok olmasıda doğal olarak bu platformların gücünü arttıran bir etken. İnsanların eline doğal olmayan seviyede büyük bir güç verdiğinizde zamanla güç zehirlenmesi yaşaması kaçınılmaz. Bu güne kadar sosyal medya ve etkinliği tartışma konusu olurken 2021’in daha ilk ayında dünyayı şok eden olaylar ard arda yaşandı ve insanların dikkati sosyal medyalara çekildi. Peki ne oldu? 6 Ocak tarihinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump sosyal medyayı kullanarak seçmenlerini konuşma yapacağı alana davet etti. Açıklamalarını yapmasının ardından seçmenlerine haklarını aramalarını söylerek tepkilerini göstermelerini istedi. Bu olayın ardından meşhur kongre baskını olayı yaşandı. Bu esnada Twitter hiç alışık olmadığımız birşey yaptı. Bir devlet başkanının, hemde ABD yani dünyanın süper gücünün liderinin tweetlerini sansürledi. Bu da yetmedi hesabını dondurdu. “Biz nasıl yani? ABD’li bir şirket olan Twitter ABD Başkanını susturabilir mi? Böyle birşey olabiliyor mu?” diye şaşkınlık yaşarken peşpeşe diğer sosyal medya platformlarıda Trump’ın ve destekçilerinin hesaplarını askıya almaya başladı. Twitter bunu ilk yaptığında haklı bir gerekçeye dayandırmıştı. Sebebini kısaca halkı ayaklanmaya teşvik eden paylaşımları var diye nitelendirmişti. Oysa Trump’ın ayaklanma esnasında itidal ve baskını sonlandırmaları yönündeki tweetleride sansürlendi. Neden? Madem gerekçe ayaklanmaya yönelik tweetlerdi de neden itidal çağrısında bulunduğu tweetleride sansürlendi?

İşte tamda bu noktada kafamız karışmaya başladı. Fakat kısa bir süre sonra Jack Dorsey’in internete sızan bir görüntülü görüşmesi işi daha da çıkmaza soktu ve kafamızı daha da bulandırdı. Videoda kısaca bu tarz banlanmaların devam edeceğinden ve (Tahminimize göre Trump’tan bahsediyor.) bu kısıtlamanın daha başlangıç olduğundan söz ediyordu.

Şahsi görüşüm:Burada aklıma Youtube’un yükseliş hikayesi geldi. Youtube ilk kurulduğunda 2 yıl boyunca reklam almadı. Evet tek geliri reklam olan platform 2 yıl boyunca zararına hizmet verdi. Peki niye? Çünkü güçlü rekiplerini (Vimeo,Dailymotion vs.) ekarte edebilmek onlara üstünlük sağlayarak kullanıcı sayısını hızlıca arttırmak için. 2 yılın sonunda adım adım reklam sayısını arttırdı. Şuan reklamdan geçilmiyor.

Kötü bir örnek olacak ama lise yıllarında bizi bilinçlendirmek için gelen narkotik uzmanlarının bahsettiği bir konudan bahsetmek istiyorum. Uyuşturucu satıcıları ilk malı bedavaya verir, sizi alıştırmak için. Bağımlı hale geldiğinizde aynı ürünü para ile satmaya başlar. Paranız tamamen bittiğinde sizi tümüyle kullanmaya başlar. Hırsızlık,fuhuş,tetikçilik vs.

Sosyal medyalarda böyledir. Önce kullanıcı sayısını arttırır. Sonra siz bağımlı hale geldiğinizde reklam koyar. Sonra o da yetmediğinde verilerinizi satmaya ya da algı yönetimi yaparak sizi kullanmaya başlar.

Şimdi asıl konuya dönelim. Twitter bunu yapma cesaretini nasıl buluyor? Trump gerçekten suçluysa ki kendisine yönelik henüz bir dava açılmamıştı ve ya hüküm giymemişti (Halkı isyana teşvikten). Bu durumda kanunen suçlu değil en fazla zanlı olabilecek bir durumdayken Twitter tek bir hareketiyle Trump’u suçlu ilan etti ve cezayı kesti. Onu itibarsızlaştırdı hatta belkide haklı olduğu konuda hakkını aramasını engelledi.

Peki Twitter ileride bu gücü ülke siyasetini kendi ya da (varsa eğer) arka planda hizmet ettiği kişiler lehine dizayn etmek amacı için kullanırsa. İstediği siyasetçileri susturup daha sonrada bu susturma cezası için kendi kafasına göre karşı tarafı küçük düşürücü bir gerekçe sunup bu siyasetçilerin rakiplerinin tweetlerini daha kolay bulunur, daha ön plana çıkar hale getirirse?

Bunu pekala yapabilir. Peki bunu Trump örneğinde olduğu gibi bir ülke başkanına yaparsa. Çıkıp “Twitter kuralları gereği diktatörce halkını yönetenlerin hesaplarını askıya alıyoruz” derse. O kişi diktatör olmasa bile buna sadece kendi ülkesinin vatandaşları inanır. Ama Twitter’ın halkı herhangi bir devletten çok daha fazla. Dolayısıyla herhangi birini istediği zaman istediği şekilde etiketlemesi mümkün. Buna karşılık o ülkenin devlet başkanı mevzu bahis platformu ülkede kullanıma kapatırsa bu dahada kötü bir duruma yol açar. Çünkü Twitter’ı cezalandırmak isterken onu haklı göstermenin yanında kendi vatandaşlarınında tepkisini çekecektir.

Dolayısıyla önümüzde ciddi bir süreç ulus devletleri bekliyor. Sosyal medyaları karşınıza alırsanız medyanın milyar nüfuslu gücünü karşınıza almış oluyorsunuz. Ona ayak uydurursanız siyasetinizi dizayn etmelerine izin vermiş oluyorsunuz. İşin çok daha tehlikeli yanı bir çok sosyal medya platformu bu konularda beraber hareket ediyor. Yani tek başına Twitter’ı suçlamamız mümkün değil.
Peki bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Sizce bunlar abartılı bir komplo teorisi mi yoksa sosyal medya platformlarının bu derece güçlenmesi insanlar için bir tehdit haline gelmeye başladı mı?