Merhabalar

Daha öncelerinde birkaç başarısız girişim bulunsa da gerçek anlamda sosyal medya platformları ile  ilk olarak 2004 yılında karşılaştık. Bu anlamda yaklaşık 17 yıldır hayatımızdalar diyebiliriz. Sosyal medya platformları farklı insanlarla tanışmak, fikirlerinizi özgürce paylaşmak ve sizinle farklı düşünen insanlarla özgürce tartışmak için oldukça işlevsel. Fakat bu videoda işlevsel taraflarını değil hayatımıza olumsuz etkilerinden bahsedeceğiz.

Öncelikle sosyal medya ağlarında her zümreden insan bulunmakta. Buda çeşitlilik, farklı kültürler ve bakış açıları anlamında bir zenginlik olsa da aslında dezavantajı o kadar çok demek.  Örnek vermek gerekirse gerçek hayatta sevmediğiniz ya da sizinle aynı zeka seviyesinde olmayan insanlarla konuşmazsınız olur biter. Ama sosyal medyada böyle bir seçeneğiniz yok. Özellikle profiliniz herkese açıksa bazen yaptığınız bir paylaşımdan ötürü anlamsızca suçlanabilir
hatta kendi tezlerinizi, zeka seviyesi düşük bir kişiye anlatmak için değerli onca vaktinizi harcayabilirsiniz. Bu sıkça karşılaşılan bir durum. Hatta bu durum zamanla sizin konuşma alışkanlıklarınızı değiştirmenize ve bir konudan bahsederken oldukça basit örneklerde bulunarak açıklama zorunluluğunda hissetmenize yol açıyor. Yani kısacası gerçek hayatta konuşurken de gerizekalıya anlatır gibi anlatmaya başlıyorsunuz herşeyi.

Gerçek hayatta arkadaşlarımızı özenle seçeriz. Ama bu platformda böyle bir ihtimal kalmıyor. Sizinle  herhangi bir konuda aynı görüşte, aynı fikirde ve ya aynı ideolojide olan biri bir tecavüzcü ve ya seri katil çıkabilir. Evet sanılanın aksine her katil, eğitim seviyesi düşük, kendini ifade etme ve iletişim kurma konusunda yetersiz olduğu için şiddete meyilli kişilerden oluşmuyor. Bazıları ise ciddi psikolojik sorunları bulunup bunu toplumdan ustalıkla gizleyen kişilerden oluşabiliyor. Bu durumda sosyal medya kullanıcıların ciddi tehdit altında bırakıyor.

Başka rahatsız edici bir durum ise başkalarının mutsuzluğundan mutlu olan insan tipi. Buna kısaca Schadenfreude Sendromu da diyebiliriz. Şöyle düşünün güne mutlu ve enerjik başladınız belki de bir terfi haberi aldınız ve bunu büyük bir hevesle takipçilerinizle paylaştınız. Yorumlardan bir tanesi ise “patronuna nasıl bir yalakalık yaptın da bu terfiyi aldın”. Sizi zerre tanımayan ve bu terfiyi almak için nasıl bir özveriyle gecenizi gündüzünüze katarak çalıştığınızı bilmeyen biri için yazması çok basit olan bir cümle sizin günün geri kalanında  üzgün, mutsuz ve sinir küpü bir halde olmanıza sebep olabilir. Buda psikolojinizi bozup sinirlerinizi gereksiz yere yıpratacaktır. Ne yazık ki adını troll koyduğumuz ve alıştığımız bu sosyopat insanların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Son olarak ise dijital bağımlılık. Aslında sosyal medyanın en büyük zararlarından biri. İnsanoğlu psikolojik olarak yaptığı birşeyin diğer insanlar tarafından onaylanması ve beğenilmesini arzular. Aslında bu durum zayıf karakterli ve özgüvensiz kişilerde daha sık görülen bir durum. Özellikle aile ve mahalle baskısı altında büyütülen kişiler için geçerli. Ama bu tarz bir sorunu olmayan insanlar bile sosyal medya’da paylaşımlarının beğeni aldığını gördükçe bu durumun bağımlısı haline gelebiliyor. Yaptığı her paylaşımın takdir edilmesi arzusu insanın derinlerde bastırdığı egosunu ortaya çıkarıyor. Böylelikle sürekli paylaşım yapma gereği duyuyorsunuz. Paylaşımlarınızı yapılan beğeni düşerse mutsuz oluyor ve daha popüler konularda paylaşım yapmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra bu durum sizi öylesine ele geçiriyor ki daha çok beğeni alabilmek için sizin olmayan popülist söylemleri kendi fikriniz gibi paylaşmaya başlıyorsunuz. Yani bir konuda siz öyle düşünmeseniz bile popüler olanı söylemeyi tercih ediyorsunuz. Bu zamanla sizin kişiliğinizi kalıcı olarak değiştiriyor.

Peki bu tarz durumlardan korunmak için ne yapmalıyız. Aslında çok basit öncelikle herkese açık profil kullanmak yerine arkadaşlarınıza açık bir profil açmanızı öneririm. Her ne kadar dijital bir platform olsa da unutmayın ki orası sizin kendi yaşam alanınız ve oraya sadece sizin seviyenizde kişileri dahil etmeniz gerekir.
2. Olarak sosyal medya kullanımı konusunda kendinize kısıtlamalar koyun. Belli bir sürenin üzerinde sosyal medyaya girmeyi kendinize yasaklayın. Bunu başarabilirsiniz.
3. Olarak Paylaşımlarınızın beğenilip beğenilmemesini kafaya çok taktığınızı fark ettiğiniz an psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Evet profesyonel anlamda bir gelir modeli olarak sosyal medyayı kullanıyorsanız bu durum bir istisna ama sizin için öyle değilse özgüven konusunda problem yaşıyor olabilirsiniz.

Beğeni konusunu bu kadar kafaya takmamanız gerekir. Çünkü herkesin beğendiği, herkesin söylediği her zaman doğru olmayabilir. Gelileoyu örnek alalım mesela çoğunluğun söylediğine karşı çıkmıştır nitekim zaman gösterdi ki doğru olan onun söylediğiydi. Ha adamı bu yüzden asmaya kalktılar ama olsun.

Yazıma Nobel ödüllü Fransız yazar Anatole France’ın sözüyle son vermek istiyorum “aptal birşeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal birşeydir.”